Kamera Karşısında Yaşamak
Bu yazıyı yazmak bir futbol karşılaşmasını izlerken aklıma geldi. Bir futbolcu, attığı gol sonucunda sevinç yaşarken adeta kendinden geçerek saha kenarındaki bir kameranın önünde, o kameranın içine bakarak Atlas gibi kollarını kaldırıyor, ağzı açık halde sevinç naraları atıyordu. Neden, tribüne o ve arkadaşlarını desteklemeye gelmiş, canlı kanlı orada bulunan seyircilere dönerek, onların arasına karışarak, onlara bakarak, onlarla paylaşarak bu anı yaşamadı da, biçimce hiçbir olağanüstülüğü olmayan, cansız, duygusuz bir nesneye sergiledi bu çok özel anını? Bir yemeğe gidildiğinde, bir yer gezildiğinde, bir konser dinlendiğinde o anı yaşamaktan, zihne kaydetmekten, doyasıya görmek, dinlemek ve içine çekmektense neden vaktin önemli bir kısmı o anı kamera ile kayıt altına almaya ayrılıyor? Kamera ile kayıt altına alırken o anın canlılığını bir kenara bırakıp, kamera gibi mekanik ve duygusuz bir duruma düşmüyor muyuz? Fotoğraf makineleri ortaya çıktığında neredeyse insan boyundaki bir c...