Her Birinin Farklı Bir Öyküsü Olan Karakterleri İçeren Kurgusal Yapıt
Bu yazıyı yazmak aklıma Fame (1980) adlı güzel filmi izlerken geldi. Bir güzel sanatlar lisesinin öğrencilerinin buraya girişi, burada geçirdiği yıllar, aldıkları eğitim, okullarıyla ve birbirleriyle kurdukları ilişkiler, ailevi ya da sosyal sorunları bir arada anlatılıyor. Filmi izlerken bu yapıtı nasıl tanımlarım diye düşünürken aklıma "her biri farklı öykülere sahip karakterleri içeren" kalıbı geldi. Bu aklıma gelirken bunun bir kalıp olduğunu düşünmemiştim ama sonrasında, üzerine düşününce ve bu yazıyı yazarken bunu kalıp olarak dile getirmek istedim. Başka filmlerden bahsederken de bu kalıbı kullandığımı fark ettim. Aslında bu, benim o kalıbı kullanmamdan ziyade o filmlerin yapısıyla alakalı bir şey. Bazı filmlerde, bazı tiyatro oyunlarında, bazı romanlarda yer alan karakterler belli bir tarafı, belli bir noktayı, belli bir düşünceyi, belli bir sorunu temsil, ifade etmek için varlar.
Bir kurgusal yapıtın bir tür matematiksel formülü yansıtması bazen aklıma yatan ve hoşuma giden bir şeyken bazen de onu zayıflattığını; ezbere bir gereklilik olarak, görev icabı orada bulundurulduklarını düşündüğüm parçaları çağrıştırıyor bana. Bahsettiğim film üzerinden düşünürken aklıma gelen bir diğer nokta da şu oldu. Adeta matematiksel bir formülle var edilen bu yapıtlarda aynı tip karakterlerden birden fazla olmuyor genellikle. Örneğin bir sınıfı ve onun öğrencilerinin oluşturduğu karakterleri düşünelim. Bunlardan birisi şişman olur genellikle. Bunlardan birisi fakir, birisi zengin, birisi siyah, birisi beyaz, birisi kısa, birisi uzun, birisi alımlı, birisi alımsız, birisi içine kapanık, birisi dışa dönük, birisi ailevi sorunları olan, birisi eğitimli bir aileye sahip... Genellikle bir temsil yaratmak için, matematiksel olarak oluşturulmuş bir denklemin bir parçası oldukları için ya da kalıbı farklı dişlileri bir araya getirerek döndürmek için üretilmiş bir çarkın parçaları olmaları gerektiği için oradadırlar. Oraya kondurulmuşlardır adeta. İki tane şişman olmaz mesela. Üç tane içine kapanık olmaz mesela. Bir yemeğin tarifinin parçaları gibi, bir ahenk yaratacak şekilde, bir motifi tamamlayacak şekilde tutam tutam ve dengeli şekilde oraya yerleştirilirler.
Bu kalıplar belki de o kurgusal öyküleri var etmek için gerekli şeyler. Ama öte yandan onlarla duygusal bağ kurmayı bırakıp, onları filmin içindeki arkadaşlarımız olarak görmeyi bırakıp bakarsak aslında onları yazan tarafından dengeli bir hassasiyetle, oradan buradan toplanıp getirilmiş, bir makinenin çalışması için gerekli olan parçalar olarak da görebiliriz onları. Böyle bakmak o eserlerden alacağımız hazzı azaltır mı? Aslında benim için azaltmıyor ama bir yandan da aklımın bir köşesinde ufak bir sorun olarak kalıyor ve bazen böyle yazıya dönüşüyor.
Konuyu birçok kere gerçek hayata uyarlamayı da seviyorum. Bu bağlamda, kendimizi bir sınıftayken düşünürsek, her zaman o sınıftaki karakterlerin ayrı ayrı karakterleri olduğunu, ayrı ayrı özelliklere sahip aileleri olduğunu, her birinin farklı bir sorunu temsil ettiğini iddia edebilir miyiz? Edemeyiz. Ama bu tip kurgusal yapıtlarda o karakterler öyle bir denge ve bilinçle oraya konduruluyorlar ki aslında gerçekte ona benzerine denk gelme olasılığı düşük olsa da o yapıt için onlar orada bir arada bulunuveriyor.
Bahsettiğim karakter seçimi sanki sadece okul ve öğrenci temalı yapıtlarla ilgiliymiş gibi anlaşılsın istemem. O nedenle biraz daha çeşitleme yapmaya çalışmak isterim. Sözgelimi bir işyerini düşünelim. Bir ofiste çalışan dört arkadaş olsun filmin ana karakterleri. Genellikle bunlar aynı özelliklere değil farklı özelliklere sahip olurlar. Her biri bir şeyi temsil etmek ya da belirli bir sorunun muzdaribini oraya yerleştirmek için bulunurlar. Örneğin dört erkek olsun kahramanımız. Birinin kadınlarla arası çok iyidir, diğerininse çok kötü. Biri çok mutsuz bir evliliktedir ve bundan kurtulmak istiyordur, diğeri ise evlenmek üzere olduğu bir ilişkidedir. Ya da birisi çok tutucudur, birisi çok özgürlükçü, birisi pısırık, diğeri asi. Gerçek hayatta belirli bir ortamdaki birkaç kişiyi seçip ayırsak hep böyle farklı farklı yönleri işaret eden uçlarla mı karşılaşırız? Örneğin dördü de evli denk gelemez mi, dördü de bekar, dördü de aynı sorunlardan muzdarip, dördünün de hayattaki dertleri benzer olan? Hepsi aynı olursa o zaman film olmaz diyenler çıkabilir. Film, hepsi farklı örneklemleri ifade eden karakterlerden meydana gelen bir formülün tezahürü müdür? Böyle olmamalı diye düşünüyorum. Film bir matematik denklemi olmamalı. Film bir kalıbın içinin doldurulup bunun çeşitlemelerinin üretildiği bir nesne olmamalı. Bazı açılardan, onları var etmek için belirli kalıplar ve temsiller tabii ki kullanılabilir, bunlara gerek duyulabilir ama bu kısım çok göze batmamalı ya da belki ben bazen fazla takılıyorumdur da ondan böyle geliyordur gözüme. Yine de bunlar üzerine zaman ayırmanın iyi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, onlar olmasaydı bunlar da olmayacaktı.

Yorumlar
Yorum Gönder